Selaaaam :)
Çok şey vardı, bende ona dair çok şeyler yazdım.
Dış görünüşüm yeter deyip beynimi geliştirmemezlik yapmadım tabii.
Ah benim sevdalı başım
Ah benim şair telaşım
Ah benim sarhoşluğum
Ah çılgın yüreğim
Sus artık uslandır beni
Kaç okyanus geçtim böyle
Kaç denizde yitip gittim
Kırılmış direkler yırtık yelkenlerle
Kaç seferden yorgun döndüm
Ah benim yaralı ruhum
Ah benim insan kusurum
Ah benim isyanlarım, ah yalnızlıklarım
Gel artık uslandır beni
Ah benim iyimser yanım
Ah benim aldanışlarım
Ah benim kavgalarım
Ah pişmanlıklarım
Sus artık uslandır beni
Bazen nereden başlayacağımı bilemiyorum. Her şey karmaşık bir hal alıyor ve kelimeleri düzene sokmak için bilmediğim güzel bir şarkı aramaya koyuluyorum. Saatlerce arıyorum bazen. Bazende günlerce… Duygularımı yazmalıyım ki içimi biraz olsun boşalta bileyim. Güzel bir şarkı, loş bir ışık ve yalnızlık. Yazmam için bunlar yeterli sanırım ve şu anda hazırım.
En sevdiğim ve bana en çok acı çektiren hikayemi bitirmeme az kaldığını düşündüren 1 hafta önceki telefon haberi. Son 4 belki 5 senenin acısı. Hislerinin kuvvetli olması bazen çok tuhaf, yani düşünüyorsun, o an sana imkansız gelen şeyin daha sonra gerçekleştiğini duyman kendi kendine hayret etmene sebep oluyor. Sene başından beri bu yaz hep geçmişimde kalan o insanla karşılaşacağım diye düşünüyordum. Bir dürtü gibi. Sürekli seni bunu düşünmeye zorlayan bir dürtü. Üstüne üstün kesin konuşuyorsun -” Bu yaz onu göreceğim, bunu hissediyorum!”- hislerine dayanarak ve güvenerek.
Orada olduğumu düşünüyorum. Gözlerim kapalı, üstümde yakıcı bir güneş, altımda tenime yapışan kumlar, denize doğru göğsümü kabartmış oturuyorum. Rüzgarın saçlarımı ve tenimi okşayıp geçmesi beni mutlu ediyor. Havanın güzelliğinden içimi derin, yumuşacık ve kadifemsi bir mutluluk sessizliği sarmış… 5 sene öncesinde olduğu gibi saçlarım yine kısa. Bunun tesadüf olduğunu düşünmek için kendimi çok zorlamam gerekecek. 5 sene sonra yine aynı yazlık ve belki aynı gün olacak. Orada olmak… Asla geri gelmeyecek zamanların içinden geçmek gibi… O yazlık, kafamın içindeki haritadan asla söküp atamayacağım yer. 2008 yazı, hala içimdeki bu sürekli savaştığım duygunun başladığı yaz. Sanırım başladığın yere dönebilmek için dünyayı dolaşman gerekiyor. Döndüğümde bitirebilecek miyim? Benim asıl sorum bu. Ya tazelenirse duygularım? Ya altından bu sefer kalkamazsam? Kendime bu konuda güvenemiyorum. Soğuk kanlı olmam gerektiğini biliyorum. Gözlerimin içine baktığı vakit hiçbir şey hissetmediğimi görmesini sağlamalıyım ki bu sefer en ağır hamleyi ben yapayım. Hikayem tekrar ediyor ama bu sefer bitmek için. Son bir kez daha oynanmak için. Ve bu sefer roller değişiyor. Bozulup baştan yazılıyor. Benim için…




